HAYAT KİMYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HAYAT KİMYASI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2012 Cumartesi

YİNE AYLARDAN KASIM

Sonbaharla alakalı duygularımızın iyice coştuğu ve kışa giriyor olduğumuzu bize en çok hissettiren aydır kasım...




  Kasım ayının gelmesiyle, sonbaharı iyiden iyiye hissetmeye başladı bedenler ve ruhlar.
  
  Yaz misali geçen eylül ve ekim aylarının ardından , tüm ihtişamıyla yaşanan bir güz mevsimine, kasımla birlikte girmiş olduk.

  Sonbaharda yüreği hüzün dolanlara ve yaz mevsimini seven cismime inat, sımsıcak coşkulu hisler kaplar ruhumu; yapaklar sararmaya başladığı zaman.


  Gri bulutlarla tamamen kapatılan gökyüzü, yürek ve hayal kapılarımı bambaşka alemlere açar.


  Sararan ağaçlar, çiseleyen yağmur ve ıslak kaldırımlar tarifi imkansız sevinç çiçeklerinin açmasına vesile oluverir. 


  Ya o yağmur altında cıvıldaşan kuşlar... İnsana rahmeti, merhameti hatırlatır. Ümidi ve sevgiyi fısıldar. 


  Her bir yaprak, baharda yerine gelecek mislinin habercisi olarak düşer toprak üstüne. 


  Kırmızıdan sarıya, kahverengi ve turuncudan yeşile, farklı renk ve tonların bir arada müşahede edileceği harika bir tablo çıkar sonbaharla beraber karşımıza.


  Evet, ölüyor artık zemin bahçesi; Mümit ismine ayinedarlık yaparak. Kasımdan sonra bembeyaz bir örtü ile kaplanacak üstü; ama Rabbimizin bizlere gönderdiği vagonlar dolusu mahsülatı depolarımıza, güzelliklerini hafızalarımızda bırakıp, rahmeti sonsuz bir Zatın, onu Muhyi ismi ile yeniden dirilteceği zamanın müjdesiyle beraber gidecek. 


  Güz ihtiyarlığı, ölümü hatırlatıyor insana ama kış uykusundan sonra tekrar dirilerek, haşre en güzel ve canlı misali gözlerimizin önüne seriyor her sene.


  Vermiş olduğu hüznü tamamen unutturacak bir dirilme coşkusunu da içinde taşıyor bu mevsim.


  Hususi dünyamda sonbahar, yepyeni başlangıçlara kapılar açıyor.


  Evet, yine aylardan kasım ve mevsimlerden sonbahar.


  Hayırlar ve güzellikler ile nice sonbaharları ve nice kasım aylarını yaşamak ister ruh-u insan. 


  Güz mevsiminde yapılan bu tefekkür sonunda insanın duası, dileği ise; ömrün güzü olan ölümün ardından, haşir sabahında bağışlanmış olarak dirilmek ve ebedi, sonsuz baharlara ulaşabilmek... 

                                                                                         

3 Ekim 2012 Çarşamba

HEDİYELEŞMEK


Yıllar yıllar önce. Daha önce hiç görmediğiniz, bilmediğiniz bir ilçeye taşınıyorsunuz. Apartmandan bir teyze  kapınızı çalıyor ve hoşgeldiniz diyor. Gelirken de zarif küçük bir saksı içinde çiçek getiriyor.

O günden bu güne neredeyse 20 yıl geçmiş. Tabi biz teyzelerle değil, apartmandaki yaşıtlarımızla takılıyoruz. Yani teyzenin ismini bile hatırlamıyorum. Sadece karşı komşumuz ve ev sahibimizin gelini olduğu kalmış aklımda.

İyiki bu günlere kadar kırılmadan, kaybolmadan gelmiş bu saksı. 20 yıl sonra bile insanı alıp götürüyor geçmişe. Belki bu saksıyı hediye eden teyze bile unutmuştur. Bi gün burada bu sayfayı okur mu acaba? Ya da  hatırlar mı hoşgeldiniz dediği günü?

Hediyeler, hatıralar çocukların hafızasında daha kalıcı olarak kaydediliyor sanırım. Büyükler için hayatın koşuşturmacasında sıradan bir olay, küçük bir hediye, söylenmiş bir söz çabucak silinebilirken çocuklar onu belki bir ömür boyu hatırlayacak şekilde kaydediyor.