17 Eylül 2017 Pazar

NANE NASIL KURUTULUR


Mutfakta kuru nane kullanmayan yoktur herhalde. Yaprak sarmasının,dolmaların, çorbaların özellikle de yoğurt çorbasının vazgeçilmez aroma vericisidir.

Çeşitli mide rahatsızlıklarında yine ilk aklımıza gelen bitkilerdendir nane.

Evde kurutanlar bilir, çarşıdan alınanla evde yapılanı arasında baya fark vardır. Bilmeyenler ise mutlaka deneyip sonucu görmeli.

Az kuruttuğum zaman maalesef marketten hazır aldığım da oluyor. Gerçekten aradaki fark bariz belli.

Sıcak havalarda bir iki günde kuruyor nane. Resimler eşliğinde nane kurutmanın detaylarına bakalım şimdi de;


6 Ağustos 2017 Pazar

FASÜLYE NASIL KURUTULUR


Evet bu aralar kış hazırlıklarının hız kazandığı bir dönem.

Yemyeşil yaprakların sarıdan turuncuya farklı farklı renklerle boyanarak insanoğluna sunulan görsel şölenin bitiş tarihi, bizim de mutfaklardaki reçeldi kuruydu telaşımızın nihayeti demek. 

Sonrasında beyaz bir yorganı üzerine çekip dinlenen yeryüzü, baharla birlikte vagonlar dolusu tonlarca hediyeyi getirir yığar yeryüzüne; tam da kış için hazırladığımız kurular konserveler tükenirken. Erzakları bitmeye yakın insanlar açılışı miss kokulu çileklerle yapar. Sonrasında en güzel sofralarda yerini alacak sarmalar için yaprak ikram edilir insanoğluna. Madımak eklenir konserve ya da kuru yapalım diye listeye.

Marmelat ve reçellerden ilk kokusu mutfağı saracak olanı gül ve çilektir.

Ardından erikkayısıvişne, şeftali....Onlarca çeşitten meyve suları, tatlılar...

Temmuz ağustos geldi mi biberpatlıcanbamya, fasülye, nane, domates sıraya girerler güneşle buluşup değişik bir tat ve kokuya ulaşmak için.

Sonbahara doğru finaller salça, pekmez, tarhana üçlüsü ile yapılır genelde. 

Yoğundur, yorucudur ama bambaşka bir zevk vardır bu işlerde. Özellikle de kurular. Eskilerden kalan bir miras gibidir bu alışkanlığa sahip olmak. Eğer kurutmak için biber, patlıcan asmamışsan güneş boşa gidiyormuş gibi hissedersin.

Her yıl her yıl bu döngü tekrarlanır. Çoğu kez aklımıza bile gelmez, telaşa dahi düşmeyiz biten gidenlerin ardından. Gelecektir yine dolu dolu vagonlar, sunulacaktır gözümüzün gönlümüzün önüne. Bu işlerde yığınla mana yüklüdür; anlaşılmayı bekler durur. 

İnsanoğlunun omuzlarında ise, bütün bu verilişlerin ardındaki Zatı görüp O'na teşekküratını sunmak yükümlülüğü vardır.

Bir iki cümle yazıp tarife geçme niyeti ile oturmuştum klavye başına ama sebze kurutmak, kış hazırlıkları falan yazarken bu zihnimde sonbaharı çağrıştırdı; bana sonbahar de, kalemi ver elime... Ruhumu coşturan mevsim...

3 Ağustos 2017 Perşembe

ERİK SUYU


Erik bizim evde çok yenen bir meyve değil. Hal böyle olunca hediye olarak gelen erikleri bir şekilde değerlendirmek gerekiyor.

Geçen yıllarda erik marmelatı yapmıştım. Çok sevenler oldu ama orada da yazdığım gibi çok tercih ettiğim bir tat değil. Bu sefer hediye gelen eriklerden meyve suyu yapmak istedim. Sıcak havalarda kısa sürede bitirdik. 

Eğer çok miktarda yapacaksanız 3-4 gün içinde içemeyeceğiniz miktarını mutlaka yeni bir konserve kapağı ile örtülmüş kavanozlara koymalı ve ağzını sıcakken kapatıp vakumlamalısınız ki bozulmadan durabilsin.


Eriğin renginin önemi yok. Ama kullandığınız eriğin rengi meyve suyunun rengini belirleyecektir. Ben hem kırmızı erik, hem sarı erik, hem de yeşil renkli erik kullanarak yaptım farklı zamanlarda. Resimleri aşağıda var. En açık renkli olanı yeşil ama olgun eriklerden. Sondaki koyu sarı olan da sarı eriklerin suyu.  Ama elinizdeki eriği değerlendirmek değil de çarşıdan özellikle alıp yapacaksanız içi kırmızı büyük anjelik eriklerden yapmanızı tavsiye ederim. Hem renk hem tat olarak en beğendiğim o oldu.


İlk resimdeki kırmızı erik suyunu ise aşağıdaki karışık renkli erikler ile yaptım.



Erik suyu yaparken mantık(ölçü) çok kolay 1 kilo eriğe 2 kg su koy ve kaynat. Şekeri de damak tadınıza göre ayarlayıp evde katkısız bir içecek yapıp gönül rahatlığı ile içebilirsiniz.


26 Temmuz 2017 Çarşamba

MADIMAK YEMEĞİ


Madımak mevsimi geçmeden yayınlayım yayınlayım derken yaz geldi de geçiyor bile.

Madımak ilkbaharda çıkan bir ot. Herkesin bildiği bir yemek değil. Toplaması da ayıklaması da oldukça zor. Ama bu tada alışmış olanlar bütün bu zahmetlerine rağmen bahardan konservelerini, kurularını hazırlıyorlar. Yıkayıp doğradıktan sonra poşetlere koyarak derin dondurucuda saklamak da oldukça tercih edilen bir yöntem.

Pişirme şekli ıspanağa benziyor ama ıspanaktan çok daha güzel olduğunu söyleyebilirim.


4 Haziran 2017 Pazar

DEMİRHİNDİ ŞERBETİ


Çocukluğumuzda demirhindi şerbeti nedir bilmezdik. Siz biliyor muydunuz bilmem ama benim gündemime gireli 1-2 sene oluyor. 

Tarife geçmeden önce şu demirhindiyi biraz yakından tanıyalım, neymiş ne değilmiş.

Bir hastalık durumunda ya da bir bitkiyi tanımam gerektiğinde sıklıkla başvurduğum 80 lerden kalma, parça parça olmuş ama bizim evde tahtını hala koruyan başucu kaynaklarımdan Şifalı Bitkiler Ansiklopedisini aldım elime demirhindinin tanıtıldığı sayfayı açtım. 


Eski dostum der ki; 

* Demirhidi sıcak ülkelerde yetişir (misal hindistan)
* Susuzluğu giderir, vücuda rahatlık ve serinlik verir. 
* 20 gramı müshil tesiri gösterir. 
* Bağırsakları temizler.

Sanırım bu özelliklerinden dolayı sıcak arap ülkelerinde serinlemek amaçlı bol bol tüketilir. 

Yine bu özelliklerinden dolayı ramazan ayında tercih edilen bir içecektir. Fakat bünyesi alışık olmayanlar ilk başlarda dikkatli içmeli bence, müshil etkisinden dolayı. Faydalıymış diye abartmaya da gerek yok.

Aktarlarda şu şekilde 500 gramlık paketlerde satılıyor. 


Açılınca da şu şekilde. Bu meyveyi kabuğu, çekirdeği ve özü karışık olarak presleyip ambalajlamışlar. Yani sadece meyvenin özü değil bu. Tarzıma ters ama (hijyen açısından) içinde kabuğu çekirdeği hep bir arada. O yüzden pişirmeden önce parçalara ayırıp bolca yıkamak lazım.


Demirhindinin tadı nasıldır diye merak edenlere kısaca açıklamaya çalışayım;

Öyle herkesin damak tadına uygun bir içecek değil. İlk başlarda içerken baya zorlandım ben. Mesela bir gül şerbeti gibi yumuşak içimli değil. Ya da vişne suyuportakal suyu gibi genelin damak tadına uyumlu değil bence. 

Alışık olduğumuz tatlardan en çok kuşburnuya benzettim. Aynen onun gibi ekşimsi bir tadı var. Şerbeti yapınca kalan püre kısmı da kuşburnuyu andırıyor. Arap komşularımızda içmiştim mesela onlar sadece şeker ve su ile yapıyorlar  ve kaynatmadan hazırlıyorlar. Pek benlik değil yani. Kendi geliştirdiğim tarifi daha içilesi buldum ben. 

Sade su ve şekerle yapmak mümkün dediğim gibi, o şekilde de denedim. Zaten ağır bir tadı olduğundan dolayı içine ekstradan baharat katmanın tadını daha da ağırlaştıracağını düşünmüştüm ama tam aksine az miktarda katılan bazı baharatların, demirhindiyi daha içilesi hafif bir tada ulaştırdığını gördüm. 

Tarife geçmeden önce bu bitkinin ismi nereden geliyor ona da değinip tanıtım aşamasını bitirelim.

Şimdi bu arkadaşın demirle de hindiyle de bi alakası yok :) Yukarıdaki pakette de yazıyor. Temr arapçada hurma demek. Hind de Hindistan. Yani arapçadaki manası, Hindistan Hurması anlamında çözebildiğim kadarıyla. Bizim dilimize de TemrHindi demek zor gelmiş olacak ki Demirhindi ismini uygun görmüşüz :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...